Eskiden “sigortacı” dendiğinde akla evrak çantasıyla dolaşan, kapı kapı gezen bir figür gelirdi. Bugün o imaj yerini dijital mecralarda güven veren, danışman kimliğine bürünmüş profesyonellere bıraktı. Çünkü artık müşteriler sadece poliçe istemiyor. Değer görmek, anlaşılmak ve bağ kurmak istiyorlar.
Bugünün sigorta müşterisi, özellikle de Z ve Y kuşağı, sorgulayan, araştıran ve anlam arayan bir profil çiziyor. Bu müşteriye ulaşmak için fiyat kıyaslaması ya da kampanya anlatmak yeterli değil. Onun hayatında anlamlı bir yer edinmek gerekiyor.
Güvensizlikten anlam arayışına
Türkiye’de yapılan araştırmalar, sigortacılığa karşı hâlâ ciddi bir güven eksikliği olduğunu gösteriyor. “Zaten başıma bir şey gelmez”, “Sigorta şirketi ödeme yapmaz” gibi kalıplar toplumun önemli bir kesiminde hâlâ çok yaygın. Bu noktada acentelere düşen en büyük görev, bu algıyı kıracak hikâyelerle yola çıkmak. Örneğin:
İzmir’de küçük bir işletmenin yangın sigortası sayesinde küllerinden doğması,
Eskişehir’de bir tamamlayıcı sağlık sigortası poliçesiyle özel hastanede anında hizmet alan bir anne,
Antalya’da kaza sonrası tazminatla yeni bir iş kuran bir genç girişimci gibi gerçek vakalar, hem güven oluşturuyor hem de yeni nesil müşterinin aklındaki şu soruya yanıt veriyor: Gerçekten işe yarıyor mu?”
Acenteler için sahada uygulanabilir 5 teknik
Türkiye’deki acentelerin kullanabileceği ve özellikle yeni nesil müşterilerle bağ kurarken işe yarayan 5 etkili taktiği paylaşmak istiyorum.
1. Danışmanlık Rolüne Geçin, Satıcı Kimliğini Geride Bırakın
“Sana bir ürün satmaya gelmedim, sana bir yol haritası çizmeye geldim.”
Müşterinin yaşam tarzına göre öneriler sunun. “Sizin gibi serbest çalışan biri için gelir kaybı teminatı önemli olabilir” gibi kişiselleştirilmiş cümleler kullanın.
2. Instagram ve WhatsApp ile Mikro Hikâyeler Anlatın
Kuru kampanya mesajları yerine: “Geçen hafta Adana’da tamamlayıcı sağlık poliçesi yaptığımız bir müşteri acile gittiğinde hiç beklemedi. Ve biz de onun için her aşamada yanında olduk.” Günde bir mesaj değil, ayda bir samimi ve kişisel içerikli mesaj daha etkilidir.
3. Poliçeyi ‘Bugünlük Bir Yük’ Gibi Değil, ‘Yarın İçin Bir Konfor’ gibi sunun
“Şu an hiçbir şeye ihtiyacınız yok gibi duruyor olabilir. Ama işler ters gittiğinde hazır olmak, sizi çevrenizdekilerden ayıran şey olacak.”
Bu tür geleceğe dönük ama olumlu bir dil, özellikle 25-40 yaş arası hedef kitlede etkilidir.
4. Saha Görüşmelerinde Görselleştirme Kullanın
Görsel anlatımın gücünü keşfetmek önemli.
Örneğin: “Geçen sene bu poliçeyi alan bir müşterimiz, 9 ay sonra kalp rahatsızlığı yaşadı ve şu kadar ödeme aldı.” diyerek müşteri ismi gizlenmiş tazminat belgesini gösteri. Hikâyeyi rakama değil, duyguya dayandırın.
5. Müşteriye Anlamlı Roller Yükleyin
“Bu poliçeyi almak, sadece kendinizi değil, ailenizi de korumak demek. Yani siz artık sadece bir müşteri değil, bir koruyucusunuz.” Yeni nesil, kendi hayatında kahraman olmak istiyor. Bu dili kullanan acenteler daha kolay bağ kuruyor.
Sigortacılık sektörü, gelecekte daha dijital, daha hızlı ve daha rekabetçi olacak. Ancak şu değişmeyecek; güven, samimiyet ve insana dokunabilme yeteneği.
Bugün sattığınız şey sadece bir poliçe değil. Bir müşterinin geleceğe güvenle bakabilmesini sağlıyorsunuz. Bu nedenle hepimiz birer ‘satıcı’ değil, hayat rehberiyiz.
0 Yorum