İsviçreli olmayan bilim adamları

  • Ana sayfa
  • İsviçreli olmayan bilim adamları
Birinci şekil

Geçtiğimiz ay Nobel Kimya ödülünü Prof. Dr. Aziz Sancar’ın kazanması hepimizi sevindirdi. Bu topraklarda yetişen bir bilim adamının başarısı gururumuzu okşadı. Bu ödül aynı zamanda bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Sancar bu başarısını neye borçluydu? Yaşadığı ülkenin olanaklarına mı, yetiştiği ülkenin doğasına mı? Ülkemizde bilim adına yapılanlar yeterli mi? Bilim üretmek için eğitim ve öğrenim şüphesiz çok önemli. Ama biz öğrenmeye ne kadar açığız?

2013 yılında yetişkin eğitimi üzerine bir eğitim almak için Amerika Birleşik Devletleri’nde bulundum. Sınıfımızdaki yaklaşık 30 kişi içinde en genç olanı o tarihte 39 yaşında olan bendim. İlk dersin hocası öncelikle yetişkin eğitiminin üç temel amacını tanımladı. Bunları şu şekilde sıraladı: Bir konuda bilgi vermek, yetkinlik geliştirmek, davranış değişikliği yaratmak.

Doğar doğmaz başladığımız öğrenme süreci ölene kadar devam ediyor. Bilinçli ya da bilinçsizce sürekli yeni şeyler öğreniyoruz. Hayat büyük bir okul ve bazen istemesek de biz çok şey öğretiyor. Öğrenme temel içgüdülerimizden biri olan hayatta kalmanın olmazsa olmazı bir faaliyet olarak yaşamımızda önemli bir yer tutuyor.

Ana işim eğitim olunca dünyadaki öğrenim ve öğretim konularına ilgi duymam kaçınılmaz oluyor.

Peki yetişkin insan nasıl öğrenir? Bu soruyu basitçe cevaplamak gerekirse “duyularıyla” diyebiliriz. Yani başta görerek, duyarak, dokunarak olmak üzere tüm duyularını kullanarak öğreniyoruz.

Milattan 500 yıl önce yaşayan Çinli filozof, eğitimci ve yazar Konfüçyus öğrenme üzerine önemli bir sözü vardır. “Duyduklarımı unuturum, gördüklerimi hatırlarım, yaptıklarımı anlarım” Bu söz tek başına deneyimsel öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu tanımlıyor.

Yetişkinlerin öğrenmesinde önemli olan diğer faktör ise odaklanmadır. Genel olarak sadece ilgimizi çeken şeylere odaklanırız. İlgi ise ihtiyaçla doğru orantılıdır. Diğer bir deyişle bir yetişkine ihtiyaç hissetmediği bir şeyi öğretmek oldukça zordur. Diğer önemli nokta da istektir.

Ülke HBÖO*
İsviçre 31,70%
Danimarka 31,70%
İsveç 28,90%
Finlandiya 25,10%
İngiltere 15,80%
Hollanda 14,20%
Estonya 11,50%
AB Ortalaması 10,70%
İspanya 9,80%
Çek Cumhuriyeti 9,30%
İtalya 8,00%
Almanya 7,90%
Türkiye 5,00%
Polonya 4,00%
Makedonya 3,10%
Yunanistan 3,00%
Bulgaristan 1,80%
*Hayat Boyu Öğrenme Oranı
Kaynak: Eurostat

Sizce ülkemizde yaşam boyu öğrenmeye olan istek düzeyi nedir?

Avrupa Birliği’nin istatistik kurumu EUROSTAT tarafından yayımlanmakta olan istatistiklerin içinde ”Hayat Boyu Öğrenme Oranı” diye bir gösterge var. Bu gösterge ülkemiz için TÜİK tarafından uygulanmakta olan Hanehalkı İşgücü Anketi mikro verisi kullanılarak EUROSTAT tarafından hesaplanıyor. Hesap yapılırken 25-64 yaş grubunda olup bir örgün öğretim kurumuna devam edenlerin yanı sıra, son 4 hafta içinde herhangi bir kursa veya yaygın eğitim programına katılanların, aynı yaş grubu içindeki oranı esas alınıyor. Anketteki sorulardan biri şu “Referans haftası ile biten son 4 hafta içinde herhangi bir özel ders aldınız mı veya örgün eğitim dışında bir eğitim programına veya kursa katıldınız mı?  (yabancı dil kursu, bilgisayar kursu, biçki-dikiş kursu, ÖSS kursu, KPSS kursu, AÖF Kursu, sürücü kursu, seminer vb.)

Gelelim sonuçlara. Ulaşabildiğim en güncel veri 2014 yılına ait. Buna göre Avrupa ülkeleri hayat boyu öğrenmeye katılım oranlarında en yüksek değer %31,7 ile İsviçre ve Danimarka’ya ait. Üçüncü sırada %28,9 ile İsveç geliyor. 4. Sırada %25,10 ile Finlandiya ve 5. Sırada 15,8 ile İngiltere var. Türkiye sıralamada %5 ile sonlarda yer alıyor.

Reklamlarda ve haberlerde görüp izlediğimiz bilim adamlarının genellikle İsviçre’den çıkması tesadüf olabilir mi? Yoksa tablo bu durumu açıklıyor mu?

En son hangi eğitime katıldınız? Toplam kaç mesleki ya da beceri eğitimi aldınız? Çevrenizdeki ücretsiz kurs ve eğitim imkanlarını biliyor musunuz? Neden en çok bilim adamı İsviçre’den çıkıyor düşünmek ya da araştırmak ister misiniz? Acaba bu ülkede uygulanan eğitim sistemi ve deneyimsel öğrenmenin bir etkisi olabilir mi? Sizi bu soruların cevaplarını düşünmeye davet ediyor, İsviçreli olmayan bilim adamları yetiştirme yolunda araştırma, öğrenme ve keyif dolu bir yaşam diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish