Y kuşağını anlamak

Birinci şekil

Son yıllarda özellikle yeni işe başlayan gençlerdeki iş disiplini ve çalışma yaklaşımı tartışma ve değerlendirme konusu oluyor. Evet Y kuşağından sözediyorum. Hani o asi, teknoloji ve sosyal medya düşkünü, hiç birşeye eyvallahı olmayan gençler. Tabiki bu kuşağa ait olmak sadece doğum tarihinin ilgilili periyoda denk düşmesine bağlı değil. Aynı nesilden çok farklı davranış ve anlayış modeline sahip kişiler çıkabildiği gibi önceki nesillerde de daha farklı profillere rastlanabiliyor. Sigorta sektöründe yöneticilik yaptığım dönemin son bir kaç yılında bu jenerasyonu yakından izleme ve keşfetme fırsatı buldum. Ancak Y kuşağını anlamak için onları dünyaya getiren önceki nesilleri incelemek gerekiyor.

Bilindiği üzere 1950’li yıllarda doğup 68-70 yıllarında gençliğinin en haraketli zamanlarını yaşayanlara 68 kuşağı deniyor. Bu kuşak ayrıca Amerika’da 2. Dünya Savaşı’nı görmeyip onun etkisini hissetmeyen savaştan sonraki ilk nesildir. Bu yüzden Amerika’da bu jenerasyonun döneminde büyük Amerikan arabaları gibi lüks malların tüketiminde ve doğum oranlarında patlama görülmüştür. Bu kuşağa bu özelliği nedeniyle ‘baby boom generation’ da denilmektedir. Peki bu kuşağın ülkemizdeki temsilcileri kim? Bugün 30-40 yaşlarında olan X kuşağının anne ve babaları. Ancak bizim ülkemizde 68 kuşağı Amerika’daki gibi lüks tüketimden nasibini alamamış; aksine Marshall yardımlarıyla tanışıp büyüdükleri bir çocukluk geçirmişler. Bunun için benim annem babam da dahil bir çok ebeveyn büyüklerinden yokluğu, tutumlu olmayı, yarın için biriktirmeyi öğrenmiş ve çocuklarına da öğretmeyi görev bilmiş. İşte bu nesili takip eden yıllarda yetişen bebek üreticileri de gelişen bilinç ve ekonomik imkanlarla üzerine titredikleri, her sorunlarında yanında oldukları ve soran, sorduğuna yanıt bekleyen bir kuşak yetiştirdiler.

Peki bu Y jenerasyonunun karekteristik özellikleri neler?

Devamlı soru sorar (Young Generation kelimesinin ilk harfi olan Y’nin ingilizcedeki okunuşu da Why şeklindedir)sürekli fikir üretir. Fikirlerine saygı duyulmasını ister. Hıyerarşik organizasyonların katmanları onlara sıkıcı ve aşılamaz gelir. Rahatlık, konfor onlar için çok önemlidir. Çok fazla sıkıntıya gelemez. Denetlenmeyi sevmez, kendi çözümünü kendi bulmayı özgür bırakılmayı ister. Kariyer ve gelişimi ön planda tutar ve net olarak geleceği görmek ister.

Bu özellikleri dolayısıyla Y kuşağına daha rahat, teknolojik, ifade özgürlüne ve gelişime açık ortamlar sağlamak gerekir.

Şimdi kendi kendinize sorun, çalıştığınız ya da sahibi olduğunuz şirkette üretimin yeni dinamosu ve geleceğin mimarı olacak bu gençler için gerekli çalışma alanını ve imkanları yaratıyor musunuz? Eğer cevap hayırsa İK bütçesinin önemli bir bölümünü bu jenerasyonu anlamak ve kavramak için harcayan firmaların yolundan gitmenizde fayda var.

Peki bir yönetici ve/veya mesai arkadaşı olarak kuşak temsilcilerini anlayabiliyor musunuz? Bu sorunun cevabı sadece“evet ben de Facebook kullanıyorum” ise bu konuda da biraz geri kalmış sayılabilirsiniz. Şimdi hergün girdiğiniz arama motorlarına Y kuşağı yazıp biraz araştırma yapma ve o pırıl pırıl gençleri karşınıza alıp derin sohbetlere girerek anlama anlaşma zamanı. Bunu yapmazsanız sıradaki için geç kalacaksınız. Sırada ne mi var? “Doğuştan dijital Z jenerasyonu”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish